“3-UNDERGROUND” @K2

12.05.2012

12.05.2012 Kızıltoprak Helikopter

12.05.2012 Kızıltoprak

 

“3 – Underground” İzmir K2 Güncel Sanat Merkezi

17 Mayıs – 17 Haziran 2012 arasında gerçekleşecek sergi ile K2 Güncel Sanat Merkezi birbirlerine özel bir bağ ile bağlı olan iki şehir arasında, Istanbul’dan İzmir’e bir köprü kuruyor.

”3-UNDERGROUND” adlı sergisi ile fotoğraf sanatçısı Sergen Şehitoğlu ilkini “1 Dönüm – Gelmeden – Yeraltı” adıyla Istanbul Fotoğraf Merkezi’nde,ikincisini “2-New Undergound” adıyla Art Place Berlin sanat galerisinde sergilediği işlerini, İzmir K2 Galeri’de izleyiciyle buluşturuyor. Boğazın sanat sahnesindeki gençliğini ve dinamizmini yansıtan sanatçı, görsel anlatımıyla izleyiciye alışılmadık bir bakış sunuyor,duygulara yeni odalar açıyor, içsel bir anlatımı yorumlama ve algılama imkanı sağlıyor.

 

Sergen Şehitoğlu’nun “Underground” serisi 2010 yılında Silvershotz International Fine Art Photography dergisi tarafından yılın en iyi 32 fotoğraf portfolyosundan biri olarak seçildi ve bu seçkide yer alan ilk Türk sanatçı olarak tüm dünyada yayınlanan FOLIOS 2010 kataloğunda yer aldı.

 

“Sergen’in seçkisindeki işler çekişen fikirler sunuyor, birbirlerine bağlı ama aynı zamanda bağımsız, özgür ama tamamlayıcı, içsel duygularını saklıyor ama hissedilmesine de izin veriyor. Fotoğraflarında renk, ritm ve grafik kullanımları

göze çarpıyor. Görüntüler katılık, soğukluk ve yalnızlık hissi uyandırsa da izleyicinin duygularına da yer bırakıyor.

Sergen bu fotoğrafları derin bir duygu ile yaratmış ve amacı izleyene katı bir gerçeklik sunarken herkesin sahneyi farklı algılamasını sağlamak.”

–      Silvershotz Folio 2010 –

 

K2 Hakkında: Etkinliklerini 2003 yılından beri İzmir’de sürdüren K2, kar amacı gütmeyen bir sanatçı organizasyonudur. Şehir merkezindeki binasında, galeri, arşiv ve sanatçı atölyelerini bünyesinde toplayan K2, ulusal ve uluslararası sergi projeleri ile seminerler, konferanslar, performanslar, film ve video gösterimlerinden oluşan geniş bir programa yer verir. K2 lokal olduğu kadar uluslar arası anlamda da güncel sanatla karşılaşma olanaklarını destekler.

TV

 

 

 

 

 

Şehir Enerjisi

Edisyon için ürettiğim “Şehir Enerjisi” serisinden bazı fotoğraflar.

Edisyonlar’da sergilenen bu serinin ortak noktası şehir enerjisi.Dünya üzerindeki çeşitli metropollerde karşıma çıkan İstanbul tipi enerjiler.Bazen yüksek desibelli, bazen daha sessiz ama hızlı akan zamana ait görseller.

Fotoğraflara bakmak ve almak için: http://www.edisyonlar.com/products/ED308

Fotoğraf Bir Sanattır

Fotoğrafa açılan tüm imkanları nasıl da araştırdığımızı farketmemek çok zor.Bir fantazyada veya rüyada uçar gibi, şaşırtıcı bir gerçeklik sunan fotoğrafın mucizelerini keşfediyoruz.

Fotoğraf dokuma, resmetme ve aşındırmanın taklitçi ve ikincil konumunun zincirlerini kırdı; sadece fotoğrafa özgü yeni bir koku estiren ve çiçeklenen kendine ait bir yol buldu. Yeni imkanlar artık önünde uzanıyor.

Bakış açılarının zenginliği; çizim sanatları kadar karmaşık, fotomonajdan da daha ilginç. Perspektiflerin zıtlığı, renklerin zıtlığı, formların zıtlığı. Çizim ya da resimle oluşturalamayacak bakış açıları. Malzemenin gaddar dokusuyla ve abartılmış boyut yanılsamalarıyla oluşan bakış açıları.

Hareketin, insanların, hayvanların, arabaların önceden kestirilemeyen anları. Daha önceden bilinmeyen,bilinse de bir kurşunun uçuşu gibi görülemeyen anlar. En cesur ressamları bile geçen kompozisyonlar. Rubens’in formlarını bile geride bırakan kompozisyonlar. Hollandalıların ve japonların bile birşey söyleyemeyeceği en karışık motifler.

Ve bunu izleyen varolmayan fotoğrafçılık, yani fotomontaj. Pozitif yerine negatifin yarattığı tamamen yeni bir perspektif. Sinemadaki akış gibi, ard arda basılan resimlere ses çıkarmayan, görsel bozukluklar, fotogramlar, yansımalar ve niceleri.

Fotoğrafın ustaları, birçok sanatçıda olduğu gibi, kendi tarzlarını, stillerini ve tatlarını ortaya çıkarıyor. Özgün konularını ortaya çıkarmak için çok çalışıyorlar, 200 metreden moskova ve benzerleri yeni bir manzara ortaya çıkarıyor, günümüzün manzarası. Bazıları hayvanları inceliyor,bazıları sporları veya teknolojiyi.

Fotoğraf hızlıca gelişiyor ve tüm alanları fethediyor. Büyüyor ve resimle aynı saygıyı hakettiğini kanıtlıyor. Ama bu hala gerçekleşmedi. Fotoğrafın ulaşılabilir ve kullanışlı oluşundan dolayı fotoğraf ustaları ’dahi’ olmak durumunda değiller. Biz insanların fotoğraf sevgisini teşvik etmeliyiz,böylece fotoğraflar toplanır, fotoğraf kütüphaneleri oluşturulur ve büyük çaplı fotoğraf sergileri sağlanabilir. Sadece ‘salonlara’ bağlı kalmayan, uluslararası bir fotoğraf sergisi gerçekleştirmeliyiz. Fotoğraf gazeteleri ve kitapları yayınlamalıyız. Fotoğraf tüm haklara sahip,ilgiyi,saygıyı ve günümüzün sanatı olarak tanınmayı hakediyor.

 

Alexander Rodchenko

31 ekim 1934’te yazıldı,1971’de yayınlandı

Sakın Gitmeyin veya Mutlaka Gidin

 

İstanbul Modern Müzesi şu anda fotoğrafla ilgilenen herkes için bir ders niteliğinde, neyin yapılmaması gerektiği ile ilgili bir ders bu. Aslında yazının başlığını “Sakın Gitmeyin” olarak düşünmüştüm, ama belki de “Mutlaka Gidin” olmalı.Mutlaka gidip iyice bakılmalı, Türkiye’de fotoğrafın dip noktalarından birine bu kadar yakından tanık olma şansını kaçırmamalı.

Steve McCurry dönemin en ikonik fotoğraflarından biri olan ‘Afgan Kızı’nın fotoğrafçısı, bir National Geographic fotoğrafçısı ve fotografik anlayışıyla da bunu gösteriyor.Kodak’ın son Kodachrome filmini McCurry’e verdiğini duyunca, birkaç sene önce sanırım, çok güzel bir fikir olduğunu düşünmüştüm. Sergiye giderken de, fotografik tarzı hiç bana hitap etmese de güzel işler görebileceğime, iyi bir proje sergisiyle karşılaşacağıma nerdeyse emindim. En azından İstanbul Modern’in uzun zamandır tüm fotoğraf sergilerinde dayattığı fotoblok üzerine baskı kolaycılığının bu sergide son bulacağını ve iyi baskılar göreceğimi düşününüyordum.

Maalesef.

Nerden başlasam bilemiyorum bu içler acısı durumu anlatmaya, şöyle düşünün size son olarak üretilen 36 pozluk bir film veriyorlar ve sizden bununla bir proje oluşturmanızı istiyorlar. Ve siz bu sergiye 3 tane Robert De Niro fotografıyla başlıyorsunuz, neden 3 tane, bu nasıl bir proje anlayışı belli değil. Sonra hintli sanatçılar, sonra birkaç afgankızı özentisi, 1 adet kendi fotoğrafınız (kimin çektiği belli değil), birkaç gündelik fotoğraf vs. vs.

Hiçbir bağlantısı olmayan bir durum, içerik veya bağlam olarak bir hiç.

Sadece 1 makara filmden oluşan bu serginin, yani 36 fotoğrafın (5’I kayıp olsa da) bir de kuratörü var:Engin Özendes. Seçim diye birşey yok, sıralama zaten makara sırası,neyi “curer” etmiş (ayıklamış) belli değil.

Tüm içeriksizliğin dışında, yapılan baskıların kalitesizlğini anlamanız için sadece ilk fotoğrafta DeNiro’nun burnuna bakmanız yeterli,kırmızı yeşil noktalar, netsizlikler, kayıp beyazlar, kayıp siyahlar fotoğrafla çok az ilgili herkesin anlayabileceği, hiçbir fotoğraf sanatçısının böyle bir sergi yapmayacağı kadar kötü baskılar, tabi ki fotoblok üzerine.

Bu sergi bir ders niteliğinde, isim olmanız önemli değil, sergiyi açtığınız yer önemli değil, yaptığınız iş önemli.Ne gösterdiğiniz, ne anlattığınız önemli.

Bu özensizliği bir sergiymiş gibi insanlara sunma hakkını ve buna kimsenin ses çıkarmamasını hiç anlayamasamda, fotoğrafın bu olmadığını,bu insanlardan ibaret olmadığını biliyorum.

 

Dear Mr.McCurry,

 

I’d like to write this mail to inform you my concerns about your current exhibition at Istanbul Modern Museum.

Have you had chance to see your exhibition yet? If so, the quality of the prints (color and resolution problems) did not disturb you? ? ?

Do you think that you are really honest about displaying these unqualified prints at another Museum in Europe ? or this insensible attitude is just for İstanbul ?

If you have not seen it yet, this is also unacceptable for me, you will understand what I mean when you visit.

 

I consider your current exhibition is totally unfair for Turkish audience.

For your information.

Look From Here – Antwerp

Design a site like this with WordPress.com
Get started